Ani göğüs sıkışması, nefes alamama hissi ve sırt ile çene bölgesine yayılan baskı gibi belirtiler, birçok insanın acil servise başvurmasına yol açıyor. Bu tür durumlarla karşılaşan hastalar, genellikle ilk olarak kalp krizi endişesi taşımaktadır. Ancak yapılan tetkiklerde kalp, akciğer ya da diğer hayati organlarla ilgili bir sorun tespit edilmediğinde, akıllarda kalan soru şudur: “Peki, yaşadığım bu durum neydi?”
Uzmanlar, özellikle tekrarlayan ve tıbbi bir nedeni bulunmayan ani göğüs sıkışmalarının büyük bir kısmının panik atak kaynaklı olabileceğini ifade ediyor.
ACİL SERVİSTE YAPILAN TETKİKLERİN ANLAMI
Göğüs ağrısı veya nefes darlığı ile acil servise başvuran hastaların ilk hedefi, hayati riskleri ortadan kaldırmaktır. Bu amaçla, EKG, kan testleri, akciğer grafisi ve çeşitli görüntüleme yöntemleri uygulanır.
Tetkiklerin normal sonuçlanması, yaşanan durumun önemsiz olduğunu göstermez. Aksine, kalp krizi, akciğer embolisi ve ciddi ritim bozuklukları gibi tehlikeli durumların büyük ölçüde dışlandığını belirtir.
Bu aşamada, belirtilerin kaynağının fiziksel değil, fonksiyonel olabileceği dikkate alınır. Yani, organlar sağlıklıdır; ancak bedenin alarm sistemi aşırı hassas bir şekilde çalışmaktadır. Bu durum, belirtilerin fiziksel değil, psikolojik kökenli olabileceğini düşündürmektedir.
PANİK ATAK SIRASINDA YAŞANAN FİZİKSEL SÜREÇLER
Panik atak yalnızca zihinsel bir durum değildir. Atak sırasında vücutta ölçülebilir ve gerçek fizyolojik değişimler meydana gelir. Beyin, gerçek bir tehlike olmamasına rağmen tehdit algısı oluşturur ve vücudun “savaş ya da kaç” tepkisini devreye sokar.
Bu süreçte:
– Adrenalin ve stres hormonları hızla artar,
– Kalp atışları hızlanır ve güçlenir,
– Solunum hızlanır ama yüzeyselleşir,
– Göğüs ve sırt kaslarında istemsiz kasılmalar oluşur.
Bu kasılmalar, göğüs üzerinde yoğun bir baskı ve sıkışma hissi yaratır. Aynı anda yeterli nefes alamama durumu, kişide kalple ilgili ciddi bir sorun yaşandığı algısını pekiştirebilir. Oysa sorun kalpte değil, vücudun tehlike algısının hatalı çalışmasındadır.
BELİRTİLERİN GERÇEK HİSSEDİLMESİ
Panik atak sırasında yaşanan belirtiler hayal ürünü değildir. Vücut bu tepkileri gerçekten üretir. Bu nedenle kişi, yaşadıklarını kontrol etmekte zorlanır ve çoğu zaman yoğun bir ölüm korkusu hisseder.
Beynin alarm merkezinin devreye girmesiyle mantıklı düşünme yetisi geri planda kalır. Bu nedenle tıbbi testler normal çıksa bile belirtiler bir süre daha devam edebilir. Sorun organlarda değil, beynin tehlike algılama mekanizmasındadır.
STRES HİSSİ OLMADAN GELİŞEBİLEN ATAKLAR
Panik atak her zaman yoğun stres anlarında meydana gelmez. Uzun süredir bastırılan kaygılar, fark edilmeyen duygusal yükler ya da bedenin kronik yorgunluğu birikerek aniden tetiklenebilir.
Kişi bilinçli olarak kendini sakin hissetse bile, vücut yoğun bir savunma yanıtı üretmeye başlamaktadır. Bu nedenle panik atak yaşayan birçok kişi, yaşadığı durumu ilk etapta anlamakta zorluk çekebilir.
GİZLİ PANİK ATAKLARDA GÖRÜLEN BELİRTİLER
Bazı panik ataklarda çarpıntı, terleme veya yoğun korku hissi belirgin olmayabilir. Bunun yerine yalnızca bedensel belirtiler ön planda yer alır. Bu durum, tanının gecikmesine neden olabilir.
Bu tabloda sıkça görülen belirtiler:
• Göğüs ve sırt bölgesinde baskı,
• Nefes alamama hissi,
• Boğazda düğümlenme,
• Bayılacakmış hissi.
Çoğu zaman kalp ya da akciğer hastalığıyla karıştırılan bu durum, halk arasında “gizli panik atak” olarak adlandırılır. Kişi yoğun bir panik yaşadığını fark etmese de vücut alarm durumuna geçmiştir.
PANİK ATAK VE KALP KRİZİ ARASINDAKİ TEMEL FARKLAR
Panik atak ile kalp krizi arasındaki en belirgin fark, tıbbi tetkiklerdir. Kalp krizinde kan değerleri ve EKG bulgularında değişiklikler gözlemlenirken, panik atakta bu bulgular genellikle normaldir.
Belirtilerin seyri de ayırt edici bir unsur olabilir. Panik ataklar çoğu zaman belirli bir süre sonra hafifler ve kişi sakinleştikçe göğüs sıkışması azalır. Ancak her yeni göğüs ağrısında öncelikle tıbbi değerlendirme yapılması gereklidir.
PROFESYONEL DESTEK GEREKTİREN DURUMLAR
Göğüs sıkışması ataklarının tekrarlaması, acil başvurulara rağmen net bir fiziksel neden bulunamaması ve kişinin “ya tekrar olursa” kaygısıyla günlük yaşamını kısıtlaması, panik atak olasılığını artırır. Bu durumda yaşanan durum artık geçici bir rahatsızlık olmaktan çıkar ve profesyonel destek gerektiren bir süreç halini alır.
Panik atak, uygun yöntemlerle kontrol altına alınabilen bir durumdur. Ancak ihmal edildiğinde, atakların sıklığı artabilir ve kişi zamanla bedensel belirtilerin tekrarını bekleyerek yaşam alanını daraltmaya başlayabilir. Bu durum, yalnızca fiziksel değil, psikolojik yükü de artırır.




