Metin Göktepe, 1996 yılında Ümraniye E Tipi Cezaevi’nde yaşamını yitiren tutukluların cenazesini takip etmek amacıyla “Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar” diyerek Alibeyköy’e gitmiş, burada polis tarafından gözaltına alınmış ve Eyüp Kapalı Spor Salonu’nda darp edilerek hayatını kaybetmişti. Anma etkinliği sırasında “Metinler ölmez Evrensel susmaz”, “Özgür basın susturulamaz” ve “Evrensel susmaz susturulamaz” sloganları haykırıldı.
ANTALYA EMEK VE DEMOKRASİ GÜÇLERİ GÖKTEPE İÇİN ALANDAYDI
Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, Metin Göktepe’nin ölüm yıldönümünde Attolos Meydanı’nda bir araya geldi. Yapılan basın açıklamasında, “Türkiye gibi bir coğrafyada, muhalif olarak yapılan her şey; halkın haber alma özgürlüğü için, Apê Musa’lardan Uğur Mumcu’lara, Metin Göktepe’lerden Hakan Tosun’lara, Namık Tarancı’lardan Hrant Dink’lere kadar birçok değerli canımızı kaybetmek pahasına savunuluyorsa, elbette bu zorlu bir mücadeledir” ifadelerine yer verildi.
“METİN GÖKTEPE ÖLDÜRÜLDÜ”
Açıklamada, “Gün 8 Ocak 1996’ydı. Metin Göktepe, “Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar” diyerek gittiği haberde gözaltına alındı ve polisler tarafından dövülerek öldürüldü. Ümraniye Cezaevi’nde yaşamını yitiren tutukluların cenazesini izlemek üzere Alibeyköy’e gitmesine rağmen “Sarı Basın Kartı” olmadığı gerekçesiyle ilçeye alınmadı. Haberi izlemekte ısrarcı olunca gözaltına alındı ve yüzlerce kişiyle birlikte Eyüp Kapalı Spor Salonu’na götürüldü. Burada polislerce şiddetli cop darbeleriyle dövülerek hayatını kaybetti. Olayın kaza süsü verilmesi çabalarına rağmen, dönemin emniyet müdürü ve İstanbul Valisi’nin engelleme girişimlerine karşın dönemin Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nail Güreli, TGS, Evrensel Gazetesi avukatları ve Metin’in arkadaşları tarafından yapılan ısrarlı çalışmalar neticesinde bazı polisler hakkında dava açılmıştır” denildi.
“METİN İLK ÖLDÜRÜLEN GAZETECİ DEĞİL”
Açıklamada, “Metin ilk kez öldürülen bir gazeteci değildi. Ancak öldürülüşü son derece pervasız bir şekilde gerçekleşti. Mahkeme, güvenlik gerekçesiyle bir şehirden diğerine taşındı. Dava Aydın’da başlayıp Afyon’da devam etti. Mahkeme salonuna gelen Metin’in arkadaşlarını taşıyan otobüsler, motosikletli faşistler tarafından karşılandı. Motosikletliler otobüsün etrafında dönerken, ülkücü işaretler yapıyorlardı. Mahkemelerden birinde, Metin’i öldürenleri savunan avukat, onun yaşadığı evin dış duvarındaki emperyalizm karşıtı yazılardan bahsederek, Metin’in masum bir genç olmadığını anlatmaya çalışıyordu. Onlar için emperyalizme karşı olmak, öldürülmek için yeterli bir sebepti. İktidarın sansür yasalarına, kurşunlarına ve hapislerine karşı; işçi sınıfının, ezilen halkların ve hakikatin sesi olmaya devam edeceğiz. Metin Göktepe’yi katledenler, Evrensel gazetesi İzmir bürosunu kurşunlayanlar, Hakan Tosun’u katledenler, gazetecileri hapsedenler ve ekranları karartanlar da başaramayacak! Metin Göktepe’nin kamerasından yansıyan ışık, ne hücrelerinize sığar ne de kurşunlarınızla söner.” şeklinde devam etti.




